Arabuluculuk Nedir?

Hukuki uyuşmazlıkların çözümü her zaman mahkemede uzun süren bir yargılama sürecini gerektirmeyebilir. Tarafların iletişim kurarak, karşılıklı menfaatlerini değerlendirerek ve ortak bir çözüm üzerinde anlaşarak uyuşmazlığı sona erdirebilmesine imkân sağlayan arabuluculuk, Türk hukukunda önemli bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi haline gelmiştir.

Özellikle işçi ve işveren uyuşmazlıkları, ticari uyuşmazlıklar, tüketici uyuşmazlıkları ve kira ilişkilerinden kaynaklanan bazı hukuki sorunlarda arabuluculuk süreci oldukça sık uygulanmaktadır. Bazı uyuşmazlıklarda taraflar kendi istekleriyle arabulucuya başvurabilirken bazı uyuşmazlıklarda ise dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılması gerekir.

Arabuluculuk sürecinin doğru yürütülmesi; talep ve hakların belirlenmesi, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin değerlendirilmesi, anlaşma şartlarının doğru hazırlanması ve ileride ortaya çıkabilecek yeni uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından önem taşır.

Arabuluculuk Nedir ve Hukuki Dayanağı Nedir?

Arabuluculuk; hukuki bir uyuşmazlığın taraflarının, bağımsız ve tarafsız bir üçüncü kişinin yardımıyla bir araya gelerek kendi çözümlerini üretmelerine dayanan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir.

Türkiye’deki arabuluculuk sisteminin temel hukuki düzenlemesi 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunudur. Arabulucu bir hâkim veya hakem gibi uyuşmazlık hakkında karar veren kişi değildir. Taraflar arasındaki iletişim ve müzakere sürecinin sağlıklı şekilde ilerlemesine yardımcı olur. Nihai karar ve anlaşma şartları kural olarak tarafların iradesiyle belirlenir. Adalet Bakanlığı da arabuluculuğu, tarafların bir araya gelerek kendi çözümlerini üretmelerini sağlayan dostane bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak tanımlamaktadır.

Arabuluculuk yalnızca dava açılmadan önce başvurulabilecek bir yöntem değildir. Uyuşmazlığın niteliğine göre taraflar mahkeme süreci başlamadan önce arabuluculuğa başvurabilecekleri gibi, devam eden bir dava sırasında da arabuluculuk yoluyla anlaşmayı değerlendirebilirler.

Ancak her hukuki uyuşmazlık arabuluculuğa uygun değildir. Temel olarak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıkları arabuluculuğa elverişlidir. Örneğin ceza davaları, nüfus kayıtlarına ilişkin bazı uyuşmazlıklar ve velayet gibi tarafların serbest iradeleriyle sonuçlandırmaları mümkün olmayan konular kural olarak arabuluculuk kapsamında değildir.

Arabuluculuğun Temel İlkeleri ve Avantajları Nelerdir?

Arabuluculuğun en önemli özelliklerinden biri sürecin tarafların iradesine dayanmasıdır. Dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya başvurmak hukuken zorunlu tutulmuş olsa dahi, tarafların mutlaka anlaşmak zorunda olduğu anlamına gelmez. Taraflardan biri anlaşmayı kabul etmiyorsa uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla sonuçlandırılması mümkün değildir.

Arabuluculuk sürecinde tarafların eşitliği, arabulucunun tarafsızlığı ve görüşmelerin gizliliği temel öneme sahiptir. Tarafların birbirleriyle doğrudan iletişim kurabilmeleri, yalnızca hukuki pozisyonlarını değil ekonomik ve ticari menfaatlerini de değerlendirebilmeleri, mahkeme kararından farklı ve daha esnek çözümler ortaya çıkarabilmelerini sağlayabilir.

Arabuluculuğun önemli avantajlarından biri de uyuşmazlığın daha kısa sürede çözülebilme ihtimalidir. Mahkeme süreçlerinde dilekçeler aşaması, ön inceleme, tahkikat, bilirkişi incelemeleri, tanıkların dinlenmesi ve kanun yolları nedeniyle süreç uzayabilir. Arabuluculukta ise taraflar ortak bir noktada buluşabildiği takdirde uyuşmazlık çok daha erken bir aşamada sona erebilir.

Ayrıca dava süreçlerinde karşılaşılabilecek harç, bilirkişi, keşif ve benzeri yargılama giderlerinden farklı bir maliyet yapısı bulunmaktadır. Arabuluculuk ücretleri ise uyuşmazlığın niteliği ve sürecin sonucuna göre yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınarak belirlenir. 2026 yılına ilişkin Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi de Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından yayımlanmıştır.

Zorunlu Arabuluculuk ve İhtiyari Arabuluculuk Arasındaki Fark Nedir?

Arabuluculuk uygulamasında en fazla karşılaşılan kavramlardan ikisi zorunlu arabuluculuk ve ihtiyari arabuluculuktur.

Zorunlu arabuluculuk, diğer adıyla dava şartı arabuluculuk, kanunun belirlediği bazı uyuşmazlıklarda dava açılabilmesi için öncelikle arabuluculuk yoluna başvurulmasını ifade eder. Arabulucuya başvurmadan doğrudan dava açılması halinde dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle usule ilişkin hukuki sonuçlarla karşılaşılabilir.

Burada önemli olan nokta, zorunluluğun tarafların anlaşmasına değil arabuluculuk yoluna başvurulmasına ilişkin olmasıdır. Tarafların anlaşma sağlaması zorunlu değildir. Arabuluculuk görüşmelerinin sonunda anlaşma sağlanamazsa arabulucu tarafından son tutanak düzenlenir ve ilgili taraf, kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde davasını açabilir. Dava şartı arabuluculukta anlaşamama son tutanağının dava süreci bakımından önemli bir işlevi bulunmaktadır.

İhtiyari arabuluculuk ise dava şartı bulunmayan ancak arabuluculuğa elverişli olan uyuşmazlıklarda tarafların kendi iradeleriyle arabulucuya başvurmasıdır. Örneğin taraflar aralarındaki bir alacak, sözleşme veya tazminat uyuşmazlığını mahkemeye taşımadan önce karşılıklı olarak arabuluculuk sürecini tercih edebilir.

İhtiyari arabuluculuk özellikle ticari ilişkilerin devam ettiği durumlarda önem kazanabilir. Taraflar yıllardır birlikte çalışan iki şirket, ortaklar, tedarikçi ve müşteri veya farklı sözleşme ilişkileri içerisindeki kişiler olabilir. Mahkeme süreci ticari ilişkinin tamamen sona ermesine neden olabilecekken arabuluculuk, tarafların hukuki problemi çözerken ticari ilişkiyi de koruyabilmesine imkân sağlayabilir.

Hangi Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuk Vardır?

Türkiye’de dava şartı arabuluculuğun kapsamı zaman içerisinde genişletilmiştir. İş uyuşmazlıklarında 2018, belirli ticari uyuşmazlıklarda 2019 ve tüketici uyuşmazlıklarında 2020 yılından itibaren dava şartı arabuluculuk uygulamaları hukuk sisteminde önemli bir yer edinmiştir. 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren ise kira ve bazı sulh hukuk uyuşmazlıkları da dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır.

Güncel mevzuat kapsamında uyuşmazlığın somut özellikleri ve kanuni istisnalar ayrıca değerlendirilmek kaydıyla dava şartı arabuluculuğun gündeme gelebildiği başlıca alanlar şunlardır:

  • İşçi ve işveren uyuşmazlıkları: İşçi veya işveren alacakları, tazminat talepleri ve işe iade talepleri gibi kanunda belirtilen uyuşmazlıklar.

  • Ticari uyuşmazlıklar: Kanunda dava şartı kapsamına alınan ticari davalar ve belirli alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat talepleri.

  • Tüketici uyuşmazlıkları: Kanunda belirtilen istisnalar dışında tüketici mahkemelerinde görülecek belirli uyuşmazlıklar.

  • Kira uyuşmazlıkları: Kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler saklı kalmak üzere kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar.

  • Ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıkları: Taşınır veya taşınmaz malların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar.

  • Kat mülkiyetinden kaynaklanan uyuşmazlıklar.

  • Komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar.

  • Kanunda düzenlenen tarımsal üretim sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar.

Özellikle kira uyuşmazlıklarında kira tespit davası, kira bedelinin uyarlanması, kira alacağı ve tahliye talebi gibi konular bakımından dava açılmadan önce arabuluculuk şartının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi önemlidir. 1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemelerle kira ilişkilerinin yanı sıra ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşuluk hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar da dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır.

Her uyuşmazlığın kendine özgü özellikleri bulunduğundan yalnızca uyuşmazlığın genel adına bakılarak zorunlu arabuluculuk değerlendirmesi yapılması doğru olmayabilir. Talebin hukuki niteliği ve varsa kanundaki istisnaların ayrıca incelenmesi gerekir.

Arabuluculuk Başvurusu Nasıl Yapılır ve Süreç Nasıl İlerler?

Arabuluculuk başvurusu nasıl yapılır? sorusu özellikle dava açmayı düşünen kişilerin en sık araştırdığı konulardan biridir.

Dava şartı arabuluculuk başvuruları adliyelerde bulunan arabuluculuk bürolarına yapılır. Arabuluculuk bürosu bulunmayan yerlerde ise kanunda belirtilen şekilde görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü tarafından gerekli işlemler yürütülür. Arabulucu, sistemde kayıtlı arabulucular arasından görevlendirilebilir. Tarafların listede bulunan belirli bir arabulucu üzerinde anlaşmaları halinde mevzuattaki koşullar çerçevesinde bu arabulucunun görevlendirilmesi de mümkündür.

Arabulucunun görevlendirilmesinin ardından taraflarla iletişim kurulur ve toplantı süreci planlanır. Arabulucu öncelikle uyuşmazlığın kapsamı hakkında bilgi edinir, tarafları arabuluculuk sürecinin esasları konusunda bilgilendirir ve görüşmelerin gerçekleştirilmesini sağlar.

Toplantılarda taraflar taleplerini, karşılıklı beklentilerini ve çözüm alternatiflerini değerlendirebilir. Uyuşmazlığın niteliğine göre tek bir görüşmede anlaşma sağlanabileceği gibi birden fazla toplantının yapılması da mümkün olabilir.

Arabuluculuk sürecindeki süreler uyuşmazlığın türüne göre farklılık gösterebildiğinden özellikle dava şartı arabuluculuk dosyalarında kanuni sürelerin takip edilmesi önemlidir. İş, tüketici ve ticari uyuşmazlıklarda mevzuatta arabuluculuk faaliyetinin sonuçlandırılmasına ilişkin özel süre düzenlemeleri bulunmaktadır.

Ayrıca zamanaşımı ve hak düşürücü süreler bakımından arabuluculuk başvurusunun etkileri de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle özellikle işe iade gibi kısa hak düşürücü sürelere tabi uyuşmazlıklarda başvurunun zamanında yapılması büyük önem taşımaktadır.

Arabuluculuk Görüşmeleri Gizli midir ve Avukat Katılabilir mi?

Arabuluculukta gizlilik, sistemin en önemli özelliklerinden biridir. Tarafların müzakere sırasında çözüm arayabilmeleri için görüşmelerde dile getirilen teklif, değerlendirme ve açıklamaların korunması amaçlanmaktadır.

Bu sistem sayesinde taraflardan biri, ileride aleyhine kullanılacağı endişesi taşımadan farklı çözüm seçeneklerini değerlendirebilir. Arabuluculuk sürecindeki beyan ve belgelerin daha sonra görülebilecek dava bakımından nasıl değerlendirileceği 6325 sayılı Kanun’daki gizlilik ve beyan veya belgelerin kullanılamamasına ilişkin hükümler çerçevesinde ele alınmalıdır.

Arabuluculuk görüşmelerine tarafların kendileri katılabileceği gibi, mevzuat ve vekâlet yetkisinin kapsamı çerçevesinde avukatları aracılığıyla da sürecin yürütülmesi mümkündür. Özellikle yüksek tutarlı alacak uyuşmazlıkları, ticari sözleşmeler, iş hukuku uyuşmazlıkları, kira ilişkileri ve taşınmazlara ilişkin arabuluculuk görüşmelerinde avukat desteği önemli hale gelebilir.

Çünkü arabulucunun tarafsız olması gerekir. Arabulucu taraflardan birinin avukatı değildir ve uyuşmazlığı taraflardan birinin menfaatini gözeterek değerlendiremez. Buna karşılık taraf avukatı; müvekkilinin taleplerini, hukuki risklerini, olası dava sonuçlarını ve hazırlanacak anlaşmanın doğurabileceği hukuki etkileri değerlendirebilir.

Özellikle parasal yükümlülük içeren anlaşmalarda ödeme miktarı, ödeme tarihi, taksitlendirme, faiz, feragat, ibra, teslim yükümlülüğü ve temerrüt halinde ortaya çıkabilecek sonuçların açık şekilde düzenlenmesi ileride yeni bir uyuşmazlık yaşanmasının önlenmesine yardımcı olabilir.

Arabuluculukta Anlaşma Sağlanırsa Ne Olur?

Arabuluculuk görüşmelerinin en önemli aşamalarından biri tarafların ortak bir çözüm üzerinde anlaşması ve arabuluculuk anlaşma belgesinin hazırlanmasıdır.

Tarafların anlaşması halinde hangi konularda uzlaşmaya varıldığı açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Özellikle para ödenmesini içeren anlaşmalarda miktar, ödeme yöntemi ve vade gibi konuların; taşınmaz veya kira uyuşmazlıklarında ise tarafların yerine getireceği yükümlülüklerin ayrıntılı şekilde düzenlenmesi önem taşır.

6325 sayılı Kanun kapsamında arabuluculuk sonucunda anlaşmaya varılan hususlar hakkında tarafların yeniden dava açabilmesine ilişkin önemli sınırlamalar bulunmaktadır. Kanunda, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması halinde üzerinde anlaşmaya varılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı düzenlenmiştir.

Anlaşma belgesinin ilam niteliğinde belge haline gelmesi bakımından ise belgenin kimler tarafından imzalandığı ve uyuşmazlığın türü önem taşıyabilir. Kanunda icra edilebilirlik şerhinin zorunlu tutulduğu özel durumlar saklı olmak üzere, taraflar, avukatları ve arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgeleri belirli şartlarda icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılabilmektedir. Ticari uyuşmazlıklar bakımından da kanunda ayrıca düzenlemeler bulunmaktadır.

Bununla birlikte taşınmazın devri, taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulması veya ortaklığın giderilmesi gibi bazı özel uyuşmazlıklarda anlaşma belgesinin hazırlanması ve icra edilebilirliği konusunda özel kurallar bulunmaktadır. Bu nedenle anlaşma metninin hukuki sonuçları somut uyuşmazlığa göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Tarafların anlaşamaması halinde ise arabulucu anlaşamama son tutanağı düzenler. Dava şartı arabuluculuk kapsamında bu tutanak, daha sonra açılacak davada dava şartının yerine getirildiğinin gösterilmesi açısından önem taşır.

Arabuluculuk Sürecinde Avukat Desteği Neden Önemlidir?

Arabuluculuk, mahkemeye göre daha esnek ve tarafların çözüm üretmesine dayanan bir yöntem olmakla birlikte hukuki sonuçları son derece önemli olabilen bir süreçtir. Özellikle arabuluculuk sonunda imzalanacak anlaşma belgesinin taraflar açısından bağlayıcı sonuçlar doğurabilmesi nedeniyle anlaşma şartlarının dikkatle değerlendirilmesi gerekir.

Bir uyuşmazlığın arabuluculuk kapsamına girip girmediğinin belirlenmesi, zorunlu arabuluculuk şartının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, başvurunun doğru taleplerle yapılması, alacak ve tazminat hesaplarının değerlendirilmesi, zamanaşımı veya hak düşürücü sürelerin kontrol edilmesi ve anlaşma metninin hazırlanması hukuki bilgi gerektirebilir.

Örneğin bir işçi ve işveren arabuluculuk dosyasında kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin, ücret alacağı veya işe iade talebi bulunabilir. Ticari bir uyuşmazlıkta cari hesap, fatura, sözleşmeden kaynaklanan alacak veya tazminat gündeme gelebilir. Kira arabuluculuğu kapsamında ise tahliye, kira tespiti, kira alacağı veya sözleşmenin uyarlanması gibi birbirinden farklı talepler söz konusu olabilir.

Bu nedenle arabuluculuk görüşmesine yalnızca “anlaşmak veya anlaşmamak” şeklinde yaklaşılması yerine, olası bir dava sonucunun ve anlaşmanın taraf açısından doğuracağı ekonomik ve hukuki sonuçların birlikte değerlendirilmesi önemlidir.

Arabuluculuk, tarafların uyuşmazlıklarını mahkemeye taşımadan veya devam eden bir yargılama sırasında karşılıklı anlaşma yoluyla çözebilmeleri açısından önemli bir hukuki mekanizmadır. Ancak zorunlu arabuluculuk başvurusu, arabuluculuk süreci ve arabuluculuk anlaşma belgesi her uyuşmazlıkta farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle arabuluculuğa başvurmadan veya arabuluculuk görüşmeleri sonucunda herhangi bir belge imzalamadan önce uyuşmazlığın niteliğinin, mevcut hakların, olası dava sonuçlarının ve anlaşmanın doğuracağı yükümlülüklerin ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.